twitterfacebookgoogle pluslinkedinrss feedemail

Social Icons

1 Eylül 2014 Pazartesi

Kuzu

Ömer Aybat
Kuşkunun oturduğu yüreğim ölü dalgalar gibi bir inip bir çıkarken, gözlerim gün aydınlığından karanlığa döner, yelkeni parçalanan bir tekne gibi sürüklenirim. Sırasını bekleyen kurbanlık koyun gibi beklerim çaresizce.

Ey umut vermeyen; kül rengi sesinde ne bülbül öter ne de çiçek biter. Yiter; hepten yiter beklentilerim. Boğazıma bir acı su oturur, dudaklarım kurur. Beni yaprağı zar-zor kıpırdatan yel savurur; alır sevincin eşiğinden koyar ölümün eşiğine. Sızlayan yüreğim merakla dolarken dirimin yeşil yaprakları sararır, morarır kızıl tenim.

Avuçladığım saçların ne kokusu ne de yumuşaklığı kaldı. Çaldı en güzel günlerimi zamanın hırsızı. Dünyanın en çaresizi gibi eğdim boynumu. Ey dünyası karanlık; ne gün doğar dünyana ne de ay, ne halay kıpırdatır kanını ne de çiftetelli. Yürekte yara gözde kara varken ölüm orucudur oyunun.

Dupduru akan su bulanık akışlara döndü. Güvenin aydınlık yüzü kuşkunun bataklığında karardı. Ey dünyası zindan; bir yandan aydınlık bir pencere düşlerken bir yandan sulara gömülen bir gemi gibi gömülmek istersin karanlığa. Ne yarenliği ne de dostluğu düşünürsün. Aşınırsın suyun aşındırdığı taşlar gibi.


Yosun tutmuş taşlarda belirdi yalnızlığım. Baykuşun öttüğü viranelerde atıldı konağımın temeli. Eli elimden kayıp giden sevgilinin ardından yürüdüm yalnızlığıma.

Ey ateşten soluklar; cehennemi bir fırtınanın ortasında bıraktınız beni. İpincecik bir telde durur halde bıraktınız. Ey sarsan duygular; kayışı kopan motor gibisiniz. Ne öldürürsünüz ne de güldürürsünüz beni; illa ki süründürürsünüz beni.

Ey tozu dumana katan; geç kaldın bölüşmeye. Ağlaşma olmadan gidilmez üleşmeye. Ko mal yerinde kalsın, koklaşmaya bak biraz. Gözünde süslenen özünde pislenecek.

Ertelenmiş duygular son anda boşalır mı bilinmez. Yoksa hesabı mı yapılır mal-mülk sevdasının. Ey haktan bahseden; senin hakkın baştan bitmiş. Ey tapıcı; taptığın elinden çıkınca ne hakkın kalır ortada ne de hukukun. Ey benliğine sevgiyi borçlanan; bir tatlı söz bir güler yüzle borcunu ödemeye ne dersin.

Donan kan adımlara dur dedi. Alıkoydu yolcuyu yolundan. Dalından koparılmış meyve gibi yalnızlaştı. Mal-mülke adadığı ömrü bir tatlı söze bir güler yüze yetmedi.

Ey gövdesi bizden ayrı; bari gönlünle ol bizimle. Hepten unutmak olur mu? Ey hal-hatır bekleyen; ne hatırını sorar malın-mülkün ne de duygu verir gönlüne. Sıcacık bir nefes alacağın yer burasıdır; burasıdır hayat bulacağın yer.

Ormancının önündeki ağaç gibi devrildim. Kabuğu soyulan tomruk gibi çıplak kaldım.
Ayrı kaldım eşimden dostumdan yarenimden. Ey düşüncenin erittiği gövde; yıkılacağın yere kadardır acın.

Ey bostan korkuluğu; niye ki şirin gelirsin bana. Aşinalıktır seni yakın kılan bana.

Ey vefasız; kara gözlerimde ezgin damlalar düşmeye ramak kaldı; ıslattı kirpiklerimi bana da ah demek kaldı. İçten çektiğim acı yaman öldürür beni. Birkaç damla gözyaşım kurur soldurur beni. Ey acı çeken kişi; utanma, insanlık dökülsün iki kara gözünden. Merhamet damlaları bırak aksın yüzünden. Hem kimsize kim olsun akıp giden damlalar hem de sayrıya hekim. Sen utanma dökmekten; iki gözün utansın.

Nesnenin bahşettiği duyguyu kim köreltir. Sevgi dolu yüreği unutanlar daraltır. Ey sütün karşılığı; ne parasın ne pulsun ne altın ne pırlanta; emenin emdiğine cismi canı avanta. Ey kızıllaşan kor; ısıttığında beni insafsız bir ayazda, dört elle sarılırım tanrım diyerek sana. Ya canını taşıyan, sana can bağışlayan; nicedir onun hakkı senin ol kitabında.

Ey vefasız deme ki ben benim kim karışır. Ey vefasız kişiye gerçek bu mu yakışır. Ateşten gömleğini giydiğinde sırtına kim gözyaşı dökecek ardından için-için. Kim boynunu bükecek ömrünce senin için. Ey alıcı kartallar; bir analı kuzuyu alamazsın yukarı. Bir anasız olursa bayram edersin o gün. Sahipsize pençeni vurup geçirdiğinde bilir misin kim anlar ananın kıymetini.

Ey sahipsiz kuzucuk; kınan kan oldu bugün. Şu kısacık hayatın hep yalan oldu bugün. Bilmem niye aşağı bakar kara gözlerin.

Ey tozu dumana katan; geç kaldın bölüşmeye. Ağlaşma olmadan gidilmez üleşmeye. Ko mal yerinde kalsın, koklaşmaya bak biraz. Gözünde süslenen özünde pislenecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

ILETISIM

Ad

E-posta *

Mesaj *

Bumerang - Yazarkafe