Mehtabın
suya vurduğu aydınlık gibidir düşüm. Yüzüm karanlıklarda parıldayan gün
gibidir. Aykırılığın içerisinde olağanlığı yaşarken dünya nimetlerine
tapınmışlığım yok. Düşlerim, umutlarım paylaşmakla olgunlaşırken özüme
ayırdığım benim değildir. Renkli dünyada renksizliği yaşarken tadılacak
olanlar paylaşımla anlam kazanır.
Dünyanın düzeni kimimizi yoksul, kimimizi bay kıldı. Kimimizi yürekten
yaralı, kimimizi sağ kıldı. Bilyeleri dağıldı dönen tekerimizin; avuca
para, yüreğe yara bırakıldı, sarkıldı hak edilmeyene.
Ey iki
gözün ardındaki benlik; yalnızlığın, kimsizliğin yansıdı cama.
Güçsüzlüğün, hiçsizliğin onaylanınca malın da, canın da helal görüldü
sanki. Zaman ki; testerenin odunu doğradığı gibi doğradı, ağırladı toz,
talaş arasında. İki gözden billur damlalar döküldü bir-bir, gözlerden
akan belli ki bir ömürdür.
Birin önem görmediği bir beyinde bin
niçin önemsensin. On bin, yüz bin, milyon anlam taşır mı bire değer
vermeyene. Yüzünü çevirmeyene çevirsen de yüz ne ışıldar iki göz ne de
su gibi akar söz, ne yara sarılır ne de ara görülür biz olmadıktan
sonra.