twitterfacebookgoogle pluslinkedinrss feedemail

Social Icons

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Yavaştan Yavaştan

Ömer Aybat
Tanrım beni al kendine
Soğur yavaştan-yavaştan
Eriştir dengi dengine
Doğur yavaştan-yavaştan

Biz ekeriz sen biçersin
Biz doldurur sen içersin
Ta başköşeye geçersin
Ayır yavaştan-yavaştan

Ne ki sen nasıl tanrısın
Bilmem ki nasıl birisin
Kimin namına çerisin
Kayır yavaştan-yavaştan

7 Ağustos 2014 Perşembe

Mehdi

Ömer Aybat
Mehtabın suya vurduğu aydınlık gibidir düşüm. Yüzüm karanlıklarda parıldayan gün gibidir. Aykırılığın içerisinde olağanlığı yaşarken dünya nimetlerine tapınmışlığım yok. Düşlerim, umutlarım paylaşmakla olgunlaşırken özüme ayırdığım benim değildir. Renkli dünyada renksizliği yaşarken tadılacak olanlar paylaşımla anlam kazanır.

Dünyanın düzeni kimimizi yoksul, kimimizi bay kıldı. Kimimizi yürekten yaralı, kimimizi sağ kıldı. Bilyeleri dağıldı dönen tekerimizin; avuca para, yüreğe yara bırakıldı, sarkıldı hak edilmeyene.

Ey iki gözün ardındaki benlik; yalnızlığın, kimsizliğin yansıdı cama. Güçsüzlüğün, hiçsizliğin onaylanınca malın da, canın da helal görüldü sanki. Zaman ki; testerenin odunu doğradığı gibi doğradı, ağırladı toz, talaş arasında. İki gözden billur damlalar döküldü bir-bir, gözlerden akan belli ki bir ömürdür.

Birin önem görmediği bir beyinde bin niçin önemsensin. On bin, yüz bin, milyon anlam taşır mı bire değer vermeyene. Yüzünü çevirmeyene çevirsen de yüz ne ışıldar iki göz ne de su gibi akar söz, ne yara sarılır ne de ara görülür biz olmadıktan sonra.

 

ILETISIM

Ad

E-posta *

Mesaj *

Bumerang - Yazarkafe