twitterfacebookgoogle pluslinkedinrss feedemail

Social Icons

31 Mayıs 2014 Cumartesi

Leyl ( Değerlendirme ) Suresi

Ömer Aybat
Kucaklayan bağışlayan Allah adına ;

Gece bürür gün belirirken
Erkeği dişiyi var eden varken
Emeğiniz nedense bencil

Ama
Kim ki
Emeğiyle kazandığından
Başa kakmadan verir
Eli açık olmayı özümser
Onun işini kolaylaştırırız

Kim de
Servet içinde yüzerken menfaatsiz zırnık vermez
Eli açık olmaktan gocunur
Onun işini de güçleştiririz
İtibarı yittiğinde
Malı-mülkü onu adam eylemez

30 Mayıs 2014 Cuma

Kıvılcım

Ömer Aybat
Öze girişin içsel yolculuğundayım. Amaçlananı bulmak, kendimi tanımak için derinlere döndürdüm yüzümü. Özün ardındakine varmanın, öz kimliğimi görmenin derdindeyim. Var oluşun görkemini öz kaynağında gözlemenin, oluş serüvenini izlemenin peşindeyim.

Unuttuğumla anımsadığım arasında gidip geldi sorumluluğum. Öze işlemeyi, her benliğin özünde olan tekilliği yakalamayı düşündüm hep.

Birlikte yaşamanın gerekliliğiyle sorumluluk aldık. Öz benliğimizin serbestliğinden, birlikte yaşamanın sorumluluğuna geçtik. Güzelle çirkin kendi öz benliğimizde önemsizken, şimdi önemleşti. Tekliğin geniş alanı çokluğun olduğu yerde daraldı. Özün sorgulanmayan serbestliği çokluğun içerisinde sorgulanır oldu. Etkiyle tepkinin olduğu yerde yasa var oldu.

Ey nesne; varlığının yasası içinde barınır. Onun içindir ki kuralsız değilsin. Sonsuz küçülen zamanında kavranamadığın içindir ki ilk deviniminde mucize ararlar. Oysaki kavrandığın an mucize sayılan olağanlaşacaktır. Senin gerçekliğini yadsıyanlar kendi gerçekliğini yadsımıştır sadece. Senin devinimini özünün dışında arayanlara gelince; onlar sadece kendi kuruntularının takipçisidirler. İnatlaşmaları ise kendi benliklerini tatminden başka bir şey değildir. Onların inadı kuşkusuz ki anlamsızlığın ta kendisidir.

29 Mayıs 2014 Perşembe

Beni Duyun

Ömer Aybat
İnsaf edin bana ey efendiler
Beni duyun artık geçinemiyom
Dilim başka söyler gözlerim başka
Bu yaşamı artık sürdüremiyom

Mühürü verdim de hata mı ettim
Zam üstüne zam hep güme gittim
Sizleri seçtim de eridim bittim
Beni duyun artık geçinemiyom


28 Mayıs 2014 Çarşamba

Piyangodan Çıkmak

Ömer Aybat
Şu dünyaya gelmek elinde değil
Piyangodan bir gün çıkarsın bil ki
Ananın gögsüne hemen uzanır
Dört elle yapışır emersin bil ki

Zaman ekmeğini dilimleyerek
Ayları yılları bir bir yiyerek
Nasıl gelmiş isen öyle giderek
"Hoşgeldin" "Elveda" denilir bil ki

Adem ile Havva baba anamız
Doğmak piyangodur ölüm sıramız
Doğarken ölürken biz hep aynıyız
Çıplak geldin çıplak gidersin bil ki

27 Mayıs 2014 Salı

Borç

Ömer Aybat
Yanakların kızarmış olarak tıpış-tıpış geleceksin; icabet edilmeyen davetimin gereğini yerine getireceksin ister istemez, elinde olmayacak hayır demen. Çiçek-çiçek olan yanaklarının beni çağıran pembeliğinde dinginlik bulacağım, bir hoş olacağım seninle.

Hayal kırıklığının oturduğu yüreğim seni çağırır. Geçmeyen günlerimin, geçmeyen gecelerimin yelkovanısın sen; döndürür durursun zamanı. Sessiz bakışlarının ardındadır sevgim, bükük boynunun utangaç edasındadır. Günümü aydınlatan güneşim, gecemi aydınlatan yıldızımsın. Ey yönümü gösteren; beni erime ulaştıran kerterizimsin.

Bekleyişlerin bıçak gibi saplandığı yüreğim acıyla arkadaş oldu, yıkılmak nedir bilmeyen gövdem tuş oldu, savaş oldu sevişle dövüş arasında. Ey sevgili; duygularım tuzlu suyun tadına döndü.

Sevdalı bakışların kesiştiği yerdedir mutluluğum. Yuvasını yapmak için çer-çöp taşıyan bir kuşun gagasındadır hayalim. Ey emeklerimin helal-ı hoş olduğu sevgili; alıcı kuş beni almadan, gözlerime damlalar dolmadan yetiş imdadıma; sürüklendiğim akıntıda tutunacağım bir sen varsın.

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Uğur Böceği

Ömer Aybat
Umutsuzluğun verdiği tatsızlık oturdu yüreğime. Doymak bilmeyen bir açlık sardı gövdemi. Yaşamla ölümün mücadelesinde kimin kazanacağını kestirememenin tuhaf duygusuyla geçmekte günlerim. Soluklarım kah hayatın sıcaklığına kah ölümün soğukluğuna gider, görünmeyen bir el tutar yakamı. Tekdüzeliğin verdiği bıkkınlıktan öte bir duygu kalabalıklardan çeker alır, güçsüzlüğün pençesine bırakır beni. Ne küslüğüm bellidir ne de barışıklığım ne kurtulurum girdaptan ne de gömülürüm ne ölüm teslim alır ne de hayat bırakır beni. Teldeki cambaz misali ölümle dirimin buluştuğu yerdeyim, acıyla tatlının birbiriyle kesiştiği o sadelikteyim.

Kırık kanatların çaresiz çırpışlarındadır hayalim, yap-boz tahtasındadır bir türlü çözülmek nedir bilmeyen, gülen yüzün kan ağlayan yüreğinde, susuz kalmış değirmenin dönmeyen direğindedir hayalim.

Paslı yürekler, yaslı gönüller sevgiye muhtaç. Uç-uç böceğinin boynuna yüklediğimiz veballerimizdir dileklerimiz. Sevenlerin duyulmayan sesinin, hissedilmeyen nefesinin çırpışlarıdır benekli kanatlar, umutlarımız kuru tohumların serpilişleridir nemli toprağa.

Göz ardı ettiğimiz yürekleri ıssızlık sararken, kahkahaların atıldığı yerde hüzün gözyaşı döker, büker boynunu. Cıvıldayan dil tutulmuş, sevginin esirgendiği çiçekler solmuştur bir kere.

25 Mayıs 2014 Pazar

Görünür mü ?

Ömer Aybat
Şu dünyaya geldik garip yaşarız
Parasız ümitsiz nasıl yaşarız
Derdimizden takke külah takarız
Takkemiz düşse de kel görünür mü

Anamızdan dostlar borçlarla doğduk
Halimizi gördük karamsar olduk,
Kuru otlar gibi yelde savrulduk
Sözümüz düşse de dil görünür mü

Halimizi kimselere demedik
Elli yıldır yüz bin insan denedik
Derdimizi derdimize ekledik
Günümüz geçse de yıl görünür mü

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Yine yeneriz

Ömer Aybat
Dokuzyüzyirmide yedi düveli
Nasıl yenmiş isek yine yeneriz
Akdeniz'e sürüp toptan döktüysek
Ulusal bilinçle yine dökeriz

Gelişmiş ülkeler birlik oluyor
Avrupa emperyal devlet kuruyor
Emek düşmanları kıs kıs gülüyor
Ulusal bilinçle yine yeneriz

23 Mayıs 2014 Cuma

Alak ( Özgürlük ) Suresi

Ömer Aybat
Bağışlayan Kucaklayan Allah adına;

Fark et

Var eden rabbin kimdir
Kişiyi döllenmiş hücreden var edendir

Fark et

Vergisi bol rabbin
Dillendirmeyi öğretendir
Kişinin bilmediklerini öğretendir

Niye ki mal hırsından azgınlaşır insan
Oysa ölüm var sonunda

Bak şu özgürlük isteyen köleye gem vurana
İnsanlık var mıdır bunda
Bu doğru mudur?

Tersine yanlıştır, hayvanlıktır
Üstelik de farkında

Hüsran

Ömer Aybat
Amaç için her yol meşru diyenler
Dön de geriye bak ne elde etmiş
Dönüp dolaşıp da başa gelenler
Dön de geriye bak nereye gitmiş

Görüşünden ödün vermeyene bak
İlkelerinin başı sonu değişmiş
Dün meşru değildin yine değilsin
Baş ayağa ayak beriye gitmiş

Sömürücülerin kucağı tatlı
İpin elde gezer haydut suratlı
Bir boşluktasın ki ellerin kanlı
Boyun bağa bağ mı direğe gitmiş

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Özlem

Ömer Aybat
Bugün yine pozantı'ya uğradım
Karlar düşmüş Akçatekir üstüne
Dağlar beyaz giymiş geline benzer
Bakar durur ak duvağın üstüne

Bürücek'te bulut dağa karışmış
Dağ bulutla ,bulut dağla yarışmış
Gelin güveye ne de yaramış
Yüzün sürmüş bürüceğün üstüne

20 Mayıs 2014 Salı

Olur ise Hoş olur



Ömer Aybat

Gelini oyanadım
Gözünü boyaladım

Yoğurdu mayaladım

Olur ise hoş olur.



Deveden kuş olur mu?

Ayaktan baş olur mu?

Sevmeyen eş olur mu?

Olur ise boş olur.


18 Mayıs 2014 Pazar

Son Tren


Ömer Aybat

Son tren de geldi
Yoksun yine
Acı acı kampanalar çalıyor yüreğimde

Ben mi kaçırdım şu hayat trenini
Yoksa
Raylar mı aldı götürdü seni.

Bilinmez ki
Nerelere götürdü katarlar
Beklerken istasyonda
Yıllar nasıl da geçti.

17 Mayıs 2014 Cumartesi

Madenci

Ömer Aybat
Maden ocağında yandı ciğerim
Yüzlerce metre yerin altında kaldı yüreğim
Oy gömüldü direğim
Yüzlerce metre yerin altında kaldı yüreğim

Dert geçinip gitmekse dünyada
Besleyip büyütmekse çocukları
Bir işe yaramaksa eğer
İş
Yüzlerce metre yerin altında çalışmaya değer

Yüzün karalığına
Göğün aralığına
İşin zorluğuna aldırmadan
Çaldırmadan emeğimi
İneceksem eğer yedi kat yerin dibine
Vereceksem katkımı milletime
Dünya üstüme yıkılsa ne yazar
Taşı dikilmemiş bir mezar kalsa geride
Gam yemem

İnmişim bir kere yerin dibine
Gözleyenim, özleyenim varken beni
Karanlık savarken beni
Gün aydınlığına çıkarken
Dünyaya her gün yeniden bakarken
Bir daha inmem demem
İnerim inadına
Kanadına binmişken ölümün
Seyran eylerim yüzünü sevgilimin
Dilimin döndüğüncedir sevgim

Pencere

Ömer Aybat
İki göz buluştu
Yol birleşiminde
Bakıştılar anlamlı anlamlı
Tek sözcük bile düşmedi dillerinden.

15 Mayıs 2014 Perşembe

İşbirlikçiler

Ömer Aybat


Amerikan uşağı

Kapkacak bulaşığı

Çıkarcının aşığı

Uyutuyor Ahmet’i.



Der ki coni ölmesin

Çöllere gömülmesin

Arap’a yenilmesin

Gönderelim Mehmet’i.


14 Mayıs 2014 Çarşamba

Mezar Taşları



Ömer Aybat

Mezar taşları dikili

Şehrin yanı başında


Konaklarda yatardı kimi

Kimi barakalarda

Kiminin evi yoktu.


13 Mayıs 2014 Salı

Onlar Doğurmadı



Ömer Aybat

Türküm yalnız bırakıldın

Seni kimse kayırmadı

Hükümetler iş kurmadı

Kimse seni doyurmadı



Türküm niçin savsaklandın

Oy deposunda saklandın

Beş yılda bir kucaklandın

Karanlıklar ağarmadı



Türküm bastım nasırına

Bakmayasın kusuruma

Kara gözünün hatırına

Seni kimler yoğurmadı


Vay Haline

Ömer Aybat
Yolsuzluğu yolsuzlukla silenin
Vay haline vay haline
Millet ağlarken gülenin
Vay haline vay haline

Suyu başından tutanın
Mülkü yalayıp yutanın
Hay ayakta uyutanın

Vay haline vay haline

Servet içinde yüzenin
Arsız namussuz gezenin
Millete uçkur çözenin
Vay haline vay haline

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Ellerim Boş



Ömer Aybat

Tanrım avucumu açtım

Yalvarana dert mi gelir

Adına kesilen koçtan

Bir lokmacık et mi gelir



Astarı attım yüzümden

Ben hiç gocunmam sözümden

Aşım ekmeğim tuzumdan

Sen sormazsan tat mı gelir


Dua

Ömer Aybat

Sorumluluğun bağlayıcılığından ötürü yüreğim itişlerden uzak. Ezilsem de, büzülsem de kini öneren benliğimi hizaya getirmektir amaç. Yüreğimde sevginin yok olmaması, pişmanlığın kalmaması için elimden ne gelirse yapmaktır çabam. Sevincim üzüntüye dönse de, binse de sırtıma ağır yük ne şefkatin ne de merhametin boynunu vurmayı düşünürüm, neden ki her derde devadır sevgi.

Yeşil yaprakların diriliği yerini sarı yaprakların ölgünlüğüne bıraktı. İlkyazın aydınlık güneşi güzün kuruyan yaprakları gibi karardı. Sincabın kadife yumuşaklığından kirpinin dikenli sertliğinde döndüm. Tırtılın kozasına çekildiği gibi çekildim kabuğuma.

Ey açlığım; seninle arkadaşlığım biteceğe benzemez. Mideme de küssen, gözüme de küssen gönlümle hep arkadaşsın, sırdaşsın. Duru suyumu bulandırır, parlak güneşimi karartırsın. Boğazımda kalan ayva gibi çırpındırırsın beni.

11 Mayıs 2014 Pazar

Yem Olduk

Ömer Aybat
Tanrım sahiplenildin mi?
Dilin uyur el konuşur
Yetmiyor mu oylandığın
Kuzu kurda mı danışır

Sarkıtıldın kör kuyuya
Ulandın sonsuz sayıya
Yem oldun kabadayıya
Artık sana kim yanaşır

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Kurban Olam

Ömer Aybat
Sen gözleri baygın bir süt kuzusu
Ben de seni güden çoban olam
Sen yıllarca süren yürek sızısı
Ben senin yolunda kurban olam

Tomurcuk güllerden daha gizlisin
El değmemiş güzellerden nazlısın
Bin bir türlü çiçeklerden özlüsün
Saçının telinde kurban olam

9 Mayıs 2014 Cuma

Sen

Ömer Aybat
Senin gül yüzündür her ne gördüğüm
Nereye baksam oradasın sen
Sen ki gönül gözüm oldun bir tanem
Nereye baksam oradasın sen

Toprağın renginde suyun renginde
Karlı doruklarda mavi enginde
Damlayan damlanın ahenginde
Nereye baksam oradasın sen

Sılanın Türküsü

Ömer Aybat
Katı kalplerin yumuşayacağı yer sevginin kucağıdır. Ocağı şenlendirecek, gönlü eğlendirecek olan da sevgidir. Ocak; akan suların durduğu yerdir, ocak; en güçlü siperdir. Sevginin sıcaklığıyla erir yürek, görür bütün renklerini duygularının. Ne ağır gelir taşıdığı yük beline ne de kahır gelir diline; değil mi ki gönüllü yazılmıştır Tanrının ocağına.

Kıvılcımın çaktığı gözlerde kalbe giden bir yol var. Ne dikeni var bu yolun ne de taşı. Ne giden yorulur bu yolda ne de bekleyen. Ey gerçek sılanın yolcusu; vuslatın başlangıcıdır bu iki göz. Ey nesneden duyguya geçen; yanan ocağının ateşi orada fitillendi. Orada dillendi sılanın türküsü, ölü yürek orada dirildi.

Ey koynumdaki yılan; bari beni sokana kadar sahte sevgini esirgeme. Belki tatlı dilim seni deliğinden çıkarır. Ey kulağıyla sesim arasına duvar çeken; beni işitmezsen ne sen kazanırsın ne de ben. Ey yürekteki içtenlik; seni bırakıp gidenler neyi teptiğini bir gün anlayacak.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Maun ( Riyakarlık ) Suresi



Ömer Aybat
Rahman Rahim Allah adına ;



Dini yalanlayanı gördün mü ?

İşte O ;

Emekçinin emeğine uzaktır

Yoksulun ekmeğine düşmandır



Kahrolsun namazcılar

Onlar ki ;

Namazlarında yalandır


7 Mayıs 2014 Çarşamba

Hümeze ( Karaborsacı ) Suresi



Ömer Aybat

Rahman Rahim Allah adına ;



Kahrolsun itibarsızlaştıranlar

Dalavere yapanlar

Onlar ki

Mal toplar üçe katlar

Hesapları da şudur

Mal gücüyle halka hükümran olmak


Beled ( Kent ) Suresi



Ömer Aybat
Rahman Rahim Allah adına ;



Bu kent durdukça

Bu kentin çocuğusun

Anayla yavru gibi



Kişi güçlüklerle yüz yüze doğdu

Kendisini yıkılmaz mı sanıyor

Çok mal kazandım diyor



Ne sanıyor

Gözlerden mi uzak

İki göz verdik ya ona

Bir dil, bir de iki dudak


Zilzal ( İş ) Suresi



Ömer Aybat

Rahman rahim Allah adına ;



Yer depremden sarsılıp

Yükünü atınca

Kişi sersemlemiştir



O gün yer

Depremini gözler önüne sermiştir

Çünkü ona işini Rabbin sezdirmiştir


6 Mayıs 2014 Salı

İhlas ( Özlük ) Suresi



Ömer Aybat

Rahman rahim Allah adına ;

Bildir ;
Allah’tır O
Bir bölünmez bütündür
Allah artmayan eksilmeyendir
Türemeyen türetilmeyendir
Özdeşsizdir
Aşkındır
Bir bölünmez bütündür.

Duha ( Paylaşım ) Suresi

Ömer Aybat
Rahman Rahim Allah adına ;


Nasıl ki ;
Gecenin sabahı varsa
Yüzüstü bırakmadı
Küsmedi rabbin sana

Yarınlar dünden iyi olacak senin için
Rabbin verince sana
Benimseyeceksin

Kimsesizdin barındırdı
Bataktaydın arındırdı
Yoksuldun varlandırdı

İnşirah ( Kut ) Suresi

Rahman Rahim Allah adına ;

Ömer Aybat
Seni rahatlattk
Hayatını karartan
Yükünden kurtardık
Durumunu düzelttik

4 Mayıs 2014 Pazar

Abese ( Bilinçlenme ) Suresi

Rahman Rahim Allah adına ;

Ömer Aybat
Adamdan saymadı ,sahiplenmedi
Geldiğinde avamdan biri
Hiç mi aklına gelmedi ? Beklide bilinçlenecek
Yada danışıp yarar görecek.
Oysa servette yüzene pervane oluyorsun
Sana mı düştü onu bilinçlendirmek
Ama saygıyla, hevesle geleni reddediyorsun
Olmaz.İşte pusula ; isteyen öğüt alır
Fedakar ,olgun kişilerin yazdığı
Anlam dolu, yalın, düzgün metinlerde

Fatiha ( Yöneliş ) Suresi

Ömer Aybat

Bağışlayan Kucaklayan Allah adına ;


Bütün kişilerin iyesi
Bağışlayan
Kucaklayan
Ezilenlerin erk gününün başbuğu
Allah’adır gönül borcu

Bir tek sana bel bağlıyoruz.
Bir tek senden yardım istiyoruz.

Tin ( Karşılık ) Suresi



Ömer Aybat
Rahman Rahim Allah adına ;

Ey incirli,zeytinli Sina Dağlı
Ey bu güvenli kent halkı
Bilin ki ;
Kişiyi var ettik,sorumluluk verdik
O da sorumluluğu reddetti,şerefsizleşti.

Ancak ;
Sorumluluğunu yürekten yerine getirenler
Temiz iş üretenler
İşte bunlardır şerefli
Böyleleri ,alacak kesintisiz karşılığı.

Edep Ya Hu!



Ömer Aybat

Siyaset
Entrika
Aşk
Yalan
Gider filan, gelir falan
Otuz iki kısım tekmili birden
Gitti errbakan, geldi errdoğan
Ya Allah!
Bıyığı badem, sırra kadem
Sağ yanında bilumum cerideci adam
Sol yanında nice liberal madam
Tutan tuttuğunu, utan uttuğunu sobeler
Yeni yetme bebelerrr
ağzında emmmzik
somurur da somurur
Ya Allah!
Yaşlı-başlı nice beyler
Kendilerini kul eyler
Ağızları lâflı
Sözleri cafcaflı
Ara sıra Sin Kaflı tümcelerle türlü hâl eyler
Büyük Ortadoğu Projesinin Eş başkanı olup
Bunu defalarca tekrarlayanlar başımızda oldukça
Bizlere “EDEP YA HU!” demekten başka seçenek yoktur
“EDEP YA HU!”

Tekasür ( Tekelcilik ) Suresi



Ömer Aybat
Rahman rahim Allah adına ;

Gözünüzü döndürdü
Ölümünüze kadar
Tekelleşme hırsınız.

Olmaaaz!
Anlayacaksınız.

İş raydan çıktığında
Anlayacaksınız.

Anka

Ömer Aybat
Kuşatan kuşatınca yerin dört bir yanını
Göz kamaştıran ışık öbek-öbek inince
Kişi iki gözünü göğe yasaklayınca
İki dizi bükülüp diremezse gövdeyi
Adım atacak kim var düşünse de adımı
Olduğu yerde kalır ağırlaşan gövdeler
Donuk bakışlar baskın çıkar parlak gözlere
Bir güçsüzlük yapışır dimdik duran dizlere
Acı girer yüreğe geniş olan büzülür
Sevinçli olan kişi sevinemez üzülür
Gökten bir alev iner yalar kişi yüzünü
Dilin de gücü yetmez söylemeye sözünü
Ne çoluk çocuk koyar ne genç ne yaşlı demez
Onun dokunduğunu hiçbir ilaç silemez

Hesap Var

Ömer Aybat
Hırsızlığa yardım -yataklık yapma
Bilirsin hesap var öte dünyada
Allah durur iken kuluna tapma
Bilirsin hesap var öte dünyada

Eğer ortak olur isen yalana
Bir de onay verir isen talana
Allah ilham verir kör bir yılana
Bilirsin hesap var öte dünyada

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Sobe

Ömer Aybat
Ey duygu veren titreyişlerin alıcısı gövde, ey bildiğimiz bilmediğimiz duygular; sizi algılayabildiği kadarıyla algılayan benliğime ant olsun ki varlığın duyumsatan yanına bütünüyle varmam olanaksız. Belirli algılayışlarla algılayabildiğim nesnenin yaratıcı gücünü kavramışlığım bile büyük başarıdır.

Ey özün dışa yansıyan gerçekliği; sonsuz yansımalarda sizi nasıl bütünüyle tanıyabilirim. Sonsuz etkileşimlerle akıp gidenin yönünü belleğime nasıl sığdırabilirim.

Nesne ile erkenin, dışrak ile içreğin döngülerinde yaratı var, öğreti var her yaratıda, yeğreklik var zeyreklik var her öğretide. Eğrilik var doğruluk var her yeğreklikte, bilgelik var tilkilik var her zeyreklikte.

Ey iki ucun birbirini var eden ortası, ey dönüp dolaşılacak inip buluşulacak yerin önü arkası; örtünün kaldırıldığı yerde gözler döndürüldü, yüzler tersine çevrildi engeller kalktı aradan, yaratanın dümdüz çizgisinde gözleyenin de gözlenenin de tanıklığı gerçekleşti. Son aralık kalksın artık, özleyenle özlenenin halveti gerçekleşsin, amaçla amaçlanan, erenle erişilen birleşsin, birleşsin ikiliğin önsüzdeki ayrılan birliği, dirliğin olduğu ey gerçeğin kaynağı, ey varlığın kökeni; önüm arkamken, arkam önümken ey çocukluğumun körebesi; gerçekten haykırıyorum, gerçekle haykırıyorum ki önüm arkam, sağım solum sobe saklanmayan ebe.

Uçurum

Ömer Aybat
Kararımı vereceğim yerdeyim
Bir adım ötesi dipsiz uçurum
Var olmakla yok olmak arasında
Bana bir gelir bir gider uçurum

Bir adım ötesi cesaret ister
Bir adım berisi mazeret ister
Güçlü güçsüzlerden esaret ister
Bana bir gelir bir gider uçurum

Yazgı

Ömer Aybat
Onaylanmamışlığın verdiği acıyla daralan yüreğim dipsiz kuyularda. Koyu karanlıklarda bir ışık demetine hasretim. Körelen gözlerim görevini yerine getirmekten uzak, gönlüm karanlıklara gömülü.

Dilimin suskunluğu gönlümün sinmişliği tuttu iki yakamı. Parlak bakışları, sevecen davranışları ummaktan bıktı benliğim. Doğallığın aydınlığından yapaylığın karanlığına düştüm, şiştim suda boğulmuş
bir hayvan gibi.

Umutsuz bakışların, içli şakıyışların ezikliğindeyim. Ne gözlerime bir ışıltı ne de kulaklarıma bir ses dokunur, okunur üzgün gözlerimdeki yazım.

Ey alın yazısı; ne biçim bir yazısın sen. Senin yazın alnımızdaki kırışıklardır, çizgilerdir. Üzüntünün, özlemin, acıların alnımıza çizdiği çizgilerdir senin yazın. Ne önsüzde yazıldın ne de doğarken yazıldın alnımıza.

İntizar

Ömer Aybat
Ey karşı koymayı özüne zül sayan; sessiz çığlığındır zalimi ürküten. Yiten yaşamının, sabahsız akşamının geçmek bilmez karanlığında kahkahalar yitip gidişine midir yoksa. Unutturulmak istenmesinden midir haksızlığın, hukuksuzluğun. El konulan nimetin süslü masalarda pespayeye dönüşmesi midir yoksa. Haz veren etin, çıldırtan şehvetin çekiciliği imiş rüşvet.

Ey ahlak meraklısı; Bölüşülmey
en nimetten söz et. Rüşvetle, iltimasla el konulan, donuna kadar soyulan nimetten söz et. Sultanın dizindeki temennadan değil, halkın gözündeki manadan söz et. Taklacı güvercin gibi bir o yana bir bu yana dönme yönünü. Kişiliğini dünyalığa değişme, içme namerdin suyunu abı hayat olsa bile.

Saadet Zinciri

Ömer Aybat
Öğüdün aç karınları doyurmadığı yeryüzünde cennetten nimetler söz verildi kölelere ölene kadar avunsunlar diye. Yaşlı gözlerle, iştahlı sözlerle aldatarak kullaştırdılar kendi saltanatlarını savunsunlar diye. Ol nasipten onlara kölelikten, delilikten başka bir şey bırakmadılar. Silip süpürdüler dünya nimetlerini, dünyanın eziyetlerini layık gördüler kölelerine.

Yar

Ömer Aybat
Sensin meleğim
Dilimdeki dileğim
Beni sevdiğini
Nereden bileyim
Salın da gel
Elma yanak kiraz dudak zeytin göz
Gül kokusu
Buram-buram
Yandı çıram
Ettin verem
Çöz düğmelerini çöz
Söz olsun söz

Mezbele

Ömer Aybat
Sonun başlangıcı gelip çattı. Güçten düşenler yanılgılarıyla baş başa kaldı. Yanlışlar, boş inanışlar gün yüzüne çıkınca gerçeğin tecellisinden başka bir şey kalmadı ortada. Miski amber kokuları leşin dayanılmaz kokusunu unutturdu. İğrenç, tiksinç bir çürümenin artıkları tarihin mezbelesine atıldı.

Yoksullara Selam

Ömer Aybat
Aştım yücelerden kondum engine
Davullar vurdurdum dengi dengine
Bu dünyada sefa sürmek zengine
Yoksullara selam bile fuzuli

Kandırırlar ayet ile din ile
Bir verip de aldıkları bin ile
Koyun hürmet görür deri, yün ile
Yoksullara selam bile fuzuli

Ahir zaman derler bin yıldan beri
Döndürürler felekteki çemberi
Bir gün bile boş komazlar ambarı
Yoksullara selam bile fuzuli

Yolsuzluk



Ömer Aybat
Ayakkabı kutusunda milyon dolar
Dolarlar kutuya nasıl dolar
Allah verdikçe veriyor
Şuna bak
Allahı rüşvete ortak ediyor
Yola devam

Kolundaki saat 700 milyar

Para makinesi para sayar
Bu iş kitaba nasıl uyar
Ayar çekmeli ayar

Saray

Ömer Aybat
Duyguların gövdeme verdiği tatlı duyumsamalardan başım dönmekte
Gözlerim kararır gibi olurken gövdemdeki yenliliği duyumsarım
Kavrayan benliğim özümün kimliğini gösterir
Duyguları tatmak şefkatle sarılmak Tanrıya bir adım yaklaşmaktır
Acı çeken benliğin mutluluğudur
Böyledir işte

Yiten Sevda

Ömer Aybat
Hasretin olgunlaşır meyve gibi
Gün gelir dalından düşer olur
İçin için ağlayan gözlerimin
Her damlası cennette Kevser olur

Akıttığım incidir şu gözyaşım
Uğruna kurban olmaz mı bu başım
Biçildiğinde yakasız kumaşım

Aşkım dillerinizde yaşar olur

Acıtır ruhumu yitirdiklerim
Dert verip dermansız götürdüklerim
Uğruna ömrümü bitirdiklerim
Kara toprakta mı gül açar olur

 

ILETISIM

Ad

E-posta *

Mesaj *

Bumerang - Yazarkafe