twitterfacebookgoogle pluslinkedinrss feedemail

Social Icons

Featured Posts

9 Aralık 2014 Salı

SOFU

Ömer Aybat
Beni aldatma sofu gel deyip de yoluma
Yol dediğin yol değil ne at gider ne eşek
Kişi günahsız olmaz başındaki sarıkla
Ekinin dik başını büker saptaki başak

Öyleyse derdin nedir benim ile aranda
Benim gözüm yasalda senin gözün haramda
Sen özünü kendince aklıyorsan ne deyim
Bana miras olur mu malın mülkün paran da

Beni tutsak almanı gaipten kim önerdi
Eşek bedava olsa babam her gün binerdi
Hakikatin yoluna sen sırtını dönmüşsen
Sen mi malı denerdin mal mı seni denerdi

20 Kasım 2014 Perşembe

Çevirdin

Ömer Aybat
Seni gördüm içim gitti
Kahırlarım derdim bitti
Serçe cıvıl-cıvıl öttü
Öreni bağa çevirdin

Sen salınan bir kuğusun
İki gözümün yağısın
Erişilmez Kaf Dağısın
Ölmüşü sağa çevirdin

Gez dolaş gönlüm içeri
Nedeyim uçar kaçarı
İsterim kapım açarı
Karayı ağa çevirdin

22 Ekim 2014 Çarşamba

Sonsuz Güç

Ömer Aybat

Sonsuz karanlıklarda
Mor halkalar delice
Ak yaman baskınlarda
Sarı kızıl iç içe

Tanımdan uzak tanım
Kargaşa dört bir yanım
Varlıktaki seyranım
Kâh bir dev kâh bir cüce

Baş gözü kış uykuda
İç görü üst duyguda
Var özüne saygıda
İlk doğumu bilmece

Işıktaki oynaşı
Varlığın bir aynası
Uzam nesne kayması
Boyun eğer tek güce

Sen yerine, Ben yerime

Ömer Aybat
Orak ekin biçmez olmuş
Palazlanan uçmaz olmuş
Tanrım sözün geçmez olmuş
Sen yerine ben yerime

Ardında kimler dolanır
Varına kimler sulanır
Az kemiğe kim yalanır
Sen yerine ben yerime

Varlığını sırtından at
Kaç paraya satarsan sat
Kalınına hem kalın kat
Sen yerine ben yerime

1 Eylül 2014 Pazartesi

Kuzu

Ömer Aybat
Kuşkunun oturduğu yüreğim ölü dalgalar gibi bir inip bir çıkarken, gözlerim gün aydınlığından karanlığa döner, yelkeni parçalanan bir tekne gibi sürüklenirim. Sırasını bekleyen kurbanlık koyun gibi beklerim çaresizce.

Ey umut vermeyen; kül rengi sesinde ne bülbül öter ne de çiçek biter. Yiter; hepten yiter beklentilerim. Boğazıma bir acı su oturur, dudaklarım kurur. Beni yaprağı zar-zor kıpırdatan yel savurur; alır sevincin eşiğinden koyar ölümün eşiğine. Sızlayan yüreğim merakla dolarken dirimin yeşil yaprakları sararır, morarır kızıl tenim.

Avuçladığım saçların ne kokusu ne de yumuşaklığı kaldı. Çaldı en güzel günlerimi zamanın hırsızı. Dünyanın en çaresizi gibi eğdim boynumu. Ey dünyası karanlık; ne gün doğar dünyana ne de ay, ne halay kıpırdatır kanını ne de çiftetelli. Yürekte yara gözde kara varken ölüm orucudur oyunun.

Dupduru akan su bulanık akışlara döndü. Güvenin aydınlık yüzü kuşkunun bataklığında karardı. Ey dünyası zindan; bir yandan aydınlık bir pencere düşlerken bir yandan sulara gömülen bir gemi gibi gömülmek istersin karanlığa. Ne yarenliği ne de dostluğu düşünürsün. Aşınırsın suyun aşındırdığı taşlar gibi.

 

ILETISIM

Ad

E-posta *

Mesaj *

Bumerang - Yazarkafe