Beni aldatma sofu gel deyip de yoluma Yol dediğin yol değil ne at gider ne eşek Kişi günahsız olmaz başındaki sarıkla Ekinin dik başını büker saptaki başak
Öyleyse derdin nedir benim ile aranda Benim gözüm yasalda senin gözün haramda Sen özünü kendince aklıyorsan ne deyim Bana miras olur mu malın mülkün paran da
Beni tutsak almanı gaipten kim önerdi Eşek bedava olsa babam her gün binerdi Hakikatin yoluna sen sırtını dönmüşsen Sen mi malı denerdin mal mı seni denerdi
Kuşkunun
oturduğu yüreğim ölü dalgalar gibi bir inip bir çıkarken, gözlerim gün
aydınlığından karanlığa döner, yelkeni parçalanan bir tekne gibi
sürüklenirim. Sırasını bekleyen kurbanlık koyun gibi beklerim çaresizce.
Ey umut vermeyen; kül rengi sesinde ne bülbül öter ne de
çiçek biter. Yiter; hepten yiter beklentilerim. Boğazıma bir acı su
oturur, dudaklarım kurur. Beni yaprağı zar-zor
kıpırdatan yel savurur; alır sevincin eşiğinden koyar ölümün eşiğine.
Sızlayan yüreğim merakla dolarken dirimin yeşil yaprakları sararır,
morarır kızıl tenim.
Avuçladığım saçların ne kokusu ne de
yumuşaklığı kaldı. Çaldı en güzel günlerimi zamanın hırsızı. Dünyanın en
çaresizi gibi eğdim boynumu. Ey dünyası karanlık; ne gün doğar dünyana
ne de ay, ne halay kıpırdatır kanını ne de çiftetelli. Yürekte yara
gözde kara varken ölüm orucudur oyunun.
Dupduru akan su
bulanık akışlara döndü. Güvenin aydınlık yüzü kuşkunun bataklığında
karardı. Ey dünyası zindan; bir yandan aydınlık bir pencere düşlerken
bir yandan sulara gömülen bir gemi gibi gömülmek istersin karanlığa. Ne
yarenliği ne de dostluğu düşünürsün. Aşınırsın suyun aşındırdığı taşlar
gibi.