twitterfacebookgoogle pluslinkedinrss feedemail

Social Icons

3 Mayıs 2014 Cumartesi

İntizar

Ömer Aybat
Ey karşı koymayı özüne zül sayan; sessiz çığlığındır zalimi ürküten. Yiten yaşamının, sabahsız akşamının geçmek bilmez karanlığında kahkahalar yitip gidişine midir yoksa. Unutturulmak istenmesinden midir haksızlığın, hukuksuzluğun. El konulan nimetin süslü masalarda pespayeye dönüşmesi midir yoksa. Haz veren etin, çıldırtan şehvetin çekiciliği imiş rüşvet.

Ey ahlak meraklısı; Bölüşülmey
en nimetten söz et. Rüşvetle, iltimasla el konulan, donuna kadar soyulan nimetten söz et. Sultanın dizindeki temennadan değil, halkın gözündeki manadan söz et. Taklacı güvercin gibi bir o yana bir bu yana dönme yönünü. Kişiliğini dünyalığa değişme, içme namerdin suyunu abı hayat olsa bile.


Korkulu bekleyişlerin sonu gelmeyen ardıllığında el konulan nimetin intizarı göklere yükselirken hakkı zayi olanın çaresizliğine ağlar gökyüzü, tufan olur düşer yeryüzüne.
Neden ki gözyaşlarının ıslattığı yanaklar emsaldir gökyüzüne.

Düşen yapraklar ölüme sürüklenirken, gasp edilen haklar çaresizliğin utancını yaşar. Sevginin, merhametin canına okunmuşken hangi erdemden söz edilebilir. Gövde yorulmuşken, gönül kırılmışken nasıl yüz yüze bakabilir ki gözler. Sözler ne denli güvenilir olabilir ki. Kuşku yüreklere demir atmış, alçaklık insanlığı satmış bir kere.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

ILETISIM

Ad

E-posta *

Mesaj *

Bumerang - Yazarkafe